İçeri adım attığında odayı saran elektrik gibi bir hava vardı. Amaranta ile Hank, göz göze gelmiş, sanki kavga edecekmiş ama aslında tek istekleri sertçe birbirini parçalamaktı. Amaranta’nın dudakları hafifçe aralanmış, gözleri parıldıyordu; içindeki asiliği saklamıyor, her an yaramazca saldırmaya hazırdı. Hank ise çekinmeden, direkt dalarcasına yaklaştı ona, göğüslerine sertçe dayandı, ellerini kadının tenine bastırarak kontrolü ele geçirdi.
Bir anda üçlü şekline doğru kıvranan bu ateşli figürler, birbirlerinin üzerinde acımasızca geziniyordu. Amaranta’nın parmakları Hank’ın sıkı kaslarına dolaşıyor, o da uzun boyuyla kadını her hamlede öyle derinden kökleyip sallıyordu ki odanın duvarları bile sarsılır gibi oldu. Kadının amcığı neredeyse dışarı taşacak kadar ıslanmıştı, Hank bunu hissettiğinde daha da hırçınlaşıp hızını yükseltti.
Tam o sırada folloş üçüncü kişi devreye girdi; utanmadan ve çekinmeden Amaranta’nın sakso atışlarını kavrayıp emdi. Dudaklarının yaraktan ayrılmasına izin vermeden orada esir aldı kadıncağızı. İki yandan dayama başladı sertleşmiş yarakla, biri amcığını götünde delik delik ederken diğeri ağzında kütür kütür sakso yapıyordu. Sesler iyice yükseldi; nefesler kesildi, argo küfürler havada uçuştu.
Hank artık durdurulamaz haldeydi; vücudu kasılıyor, kanı tepeden tırnağa dolaşıyordu. Hızla vuruyor, inleten hareketlerle amarantanın içine sonuna dek köklüyordu. Kadın acıyla karışık zevkin sınırlarında çığlıklar atarken üçüncü adam onun amcığını elliyor ve şiddetle folloş yapıyordu. Odaya yayılan erotik kokular eşliğinde doruk noktaya ulaştılar: Amaranta bütün bedeninde titreyerek boşaldı; ardına takılanlar da aynı patlamayı yaşadı—sert bir orgazma yenilerek vücutları gevşedi.
Bu üçlü arasındaki vahşi dans son bulduğunda içeride sadece ter kokusu ve tatlı bir yorgunluk kalmıştı; ama ne biliyorlardı ki daha fazla istek ve sınır tanımayan arzular gizlice yanıp tutuşuyordu hâlâ…



