Detaylar

Marina, o geceye dair bütün pislikleri üstüne çekmişti. Odaya girdiğinde duruşundan belli oluyordu; yaramazlığın dibine vuracak kadar arsız ve avuç içine sığmayacak kadar çıplak bir cazibe vardı üstünde. Ürkek değil, tam tersine davetkardı; bedeninin kıvrımlarını, amcığını kaşımaktan utanmayan bir hayvan gibiydi. Gözleriyle sarkık duran yaraklara, sertçe dayamaya hazır olduğunu fısıldıyordu. İlk elini attığında göğüslerini sıkı sıkı kavradı, parmak uçlarıyla pembe memelerini masaj yapar gibi oynattı. İçinde patlamak bilmeyen bir istek vardı.

Yumuldu aniden yanağına gelen sert dili gibi, Marina’nın amcığı da odaya yayılan nefeslerin arasında ferahlamaya başladı. Saksoyu yalayıp emdiği anlarda azgınlığı tırmandı; öyle ki kendini tamamen teslim etti bu kaba dokunuşlara. Dudağını hafifçe ısırdı, “Daha sert” dedi boğuk bir sesle, lipslerinin arasından çıkan acayip derecede kışkırtıcı bir emirdi bu. Yarağın her hareketinde içi giderek ısındı; sıktığı kalçalara inatla arşa kalktı ve deli gibi sokulmasını istedi.

Gittikçe artan ritimlerle Marina’nın amcığı daralıp gevşiyor, içindeki şehvet dalgalar halinde yayılıyordu vücuduna. Her köklenişiyle sanki kemikleri yerinden çıkacakmış gibi bağırmak istese de sadece boğuk iniltiler çıkarabiliyordu. Sadece izleyen gözlerin değil kendi ruhunun da çığlıklarıydı bunlar; en derinlerine işleyen, oradan öteye taşıyan türden… Marina’nın dudakları neredeyse çatlamıştı ama vazgeçmiyordu: “Kökle beni… Sert kökle…” diye hırladı.

Sonunda bütün o baskıyı içinde tutamadı ve mum gibi eridi zemin üzerinde. Amcığından fışkıran sıcak sıvıyla dolarken, yüzündeki zevk patlaması her türlü ifadeyi aştı; gözleri kapandı ama aklında tek bir şey vardı: Yılan gibi kıvrılan o devasa yaram az önce içini paramparça etmişti ve hala titriyordu. Açtığı yaralar kapanmayacaktı çünkü Marina Angel böyle doğmuştu—sikilmeyi seven ayyaş dişi şeytan!

Yorumlar kapalı.